31 Aralık 2010
10-9-8-7-6-5-4-3-2-1 MUTLU YILLAARRRRR!!!
Özel günler dahilindeki Yeni Yıl'a girme düşüncesini pek sevdiğimi söyleyemeyceğim. Eğlenmesine eğelniyorum. Hoş Ben hep eğleniyorum zaten sevgili okuyucularım :) Gelin görün ki, bir yıl daha eksiliyor hayatımızdan. Ne yaptık diye bir düşününce, elinizde ne olduğunu görüyor musunuz? Sanırım en önemlisi de bu! Kaybettiklerimizin değil, bize getirdiğini deneyimlerin kıymetini bilmek lazım. Ardından elimizde olanlara sıkıca sarılmak.. Kimi günler geçiyor, acımasız- fırtınalara yüz tutmuş gibi.. Dimdik durmak gerek! Herşeye rağmen dimdik durmak! Düştüğünüz anda yeniden yerden kalkmak veya siz düşerken elinizden tutan birinin tam yanınızda olması.. Ben bu bakımdan çok şanslıyım. Düşmeme asla izin vermeyecek biri var ya da ayağım takılıp sendelediğimde sıkıca elimden tutacak.. Derin nefes alıp sakinleşmek ve üstüne yeniden başlamalı. Belki de sıfırdan.. Hayallere kolay ulaşılmıyor ne yazık ki! Ulaştığınızda ise, tadı doyumsuz oluyor! Sadece olmasına izin verin ve balonlarınızı yakalamaya çalışın. Bir tek gülücüğün hayatta neleri değiştirdiğini bir görseniz.. Hadi siz de öyle yapın bu karamsar ve kuyu kıvamındaki hayatı Ti'ye alarak, bir yıl daha biterken, tam yanınızdaki kişinin gözlerine bakıp, ona kocaman gülümseyin.. Hepimiz için muhteşem bir sene diliyorum. Bütün hayallerimizin gerçekleşmesi dileğiyle..
Bon Appetit!
Bon Appetit!
16 Aralık 2010
Dünyada iyi olan hiçbir şey, tutkusuz başarılmamıştır
Geçen gün, bir süre sonra sizinle nasıl yapıldığını çok eğlenceli bir şekilde anlatacağım, İngiliz Somun Ekmeği yaptım. Biraz sabredin sadece. Aslında klasik somun ekmeği kendisi. İçerisinde, Un, Su, Yaş Maya ve Tuz bulunuyor. Özelliği bir tek dışında Haş Haş bulunması! Çok klasik! Geleneksel şeyleri seviyorum ne yapayım! :) Tabi ben kuru kuru yapmadım kendisini! İçine Kuru domates ve Çecil Peyniri koydum. Biraz değişiklikte fayda var ne de olsa değil mi sevgili okuyucularım?! :)) Güzelce yoğurdum. Annem beni seyrederken hamuru yoğuruşumun bile inanılmaz değiştiğini söyledi. Ehhh.. Olmasa ayıp olurdu değil mi? :) Ertesi gün okul olmasına rağmen gecenin 00:30'unda hala ekmeğiyle uğraşan bir tip olduğum için geç yatmakta bana koymuyor. Yeter ki, ben birşeyler üreteyim! Unutmayın, Georg Wilhelm Hegel amca demiş ki, "Dünyada iyi olan hiçbir şey, tutkusuz başarılmamıştır."
Bunu bir düşünün derim..
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Ekmek,
Haş Haş,
Kuru Domates,
Maya,
Mayalı Hamur,
Somun Ekmeği,
Su,
Un
8 Aralık 2010
Asla Vazgeçmeyin!
Bazen ne kadar güçlü olursanız olun böyle sağdan bir şey vurur ve manga karakterleri gibi koltuğunuza oturmuş, yanaklar kıpkırmızı bir şekilde duvara bakarsanız. Nitekim bende de oldu!.. Gelecek kaygıları mı desem içimde yaşadığım haykırışlar mı bilmiyorum. Sizde de oluyor mu? Karamsar olup elinizi ayağınızı herşeyden çekmek istiyorsunuz. Kara kara düşünmekten nefret ediyorum. O zamanlarda bütün herşey birbirine giriyor üstüne zaten. Hani çık işin içinden bakayım pozisyonu oluyor! Haydaaaaaa..! Sadece bir gece karamsarlığın içinde kayboldum. Evet! İtiraf ediyorum! İnsan ayağa kalkması gerektiğini sanırım yere düşüp dizini kanattığında anlıyor. Bana da bu lazımdı! Normalde benim orta kararım yoktur. Ya çok mutluyum ya çok mutsuzum, ki mutsuz olmayı tercih etmiyorum. Ya gülerim ya ağlarım. Gri tonlarını hiç sevmem.. Kabul, normal bir şey değil bu. Ama başka türlü de yaşamam mümkün değil. Yine böyle histerik bir gece yaşadıktan sonra silkinmeye karar verdim. Çünkü değiştirebilirdim. Hemde herşeyi.. Geri adım atmaktan korktuğunuz o an vardır ya, işte o an, ileriye korkusuzca bir adım atmanız gerekir. Düz giden bir şeyi tersine çevirmeli insan. Okul bayağı yoruyor beni, üstüne onca saat ayakta kalma ve çalışma,uykusuz kalma, haliyle sonuçları malum sizde tahmin edersiniz sevgili okuyucularım. Ne takat kalıyor başka bir şey yapmak için ne de zaman. Her zaman, insanalrın herşey için zamanının olduğunu savunmuşumdur ben. Zamanı biz yaratırız! Sadece biz.. Eğer istersek.. Bende yere düştüm. Ayağınız kaydığında sizi kolunuzdan tutacak birinin olması çok büyük bir şanstır. Binlerce şükür ki, ben buna sahibim. Ayağa kalkarken şöyle bir etrafıma baktım. Bu ben değildim. Sabah kalktım ve dedim ki kendime; " Kızım, durma! Senin koşman lazım! Değiştirebilirsin!" ve okul çıkışı Eminönüne gittim ve bir güzel alışveriş yaptım. Ivır zıvır ne varsa topladım. Hatta sipariş bile verdim olmayanları. Elimde kaldıramayacağım kadar ağır torbalarla yürürken zıplıyordum biliyor musunuz? O bir şey yapma isteği, heyecan ve başarabileceğini bilmek çok muazzam bir duygu. Eğer vazgeçerseniz, işte o sizin hayallerinizi de yaşama isteğinizi de öldürür. Kılpayı döndüm mü? Döndüm! Bir hayal kurarak bu yola girdim. "Neden olmasın?" dedim. Unutmayın, hayat bizim kendi yaptığımız seçimlerimizdir. Buddha amca demiş ki, " Olmuş olduğumuz herşey düşünmüş olduklarımızın sonucudur!" Sizde düşünün ne olmak istediğinizi. Nasıl bir hayat yaşamak istediğimi biliyorum. Ayağa kalktım ve yürümeye devam ediyorum. Hemde daha öncekinden daha emin ve güçlü adımlarla! Zaman mı? İşte size zaman! Gecenin bu saatinde fırında İngiliz Somon Ekmeğim pişiyor. ve ben usanmadan yapım aşamasını videoya aldım. Annemin yardımıyla tabi. :) En yakın zamanda da sizinle paylaşacağım sevgili okuyucularım.
Hayatta herşey olabilir. Sizi yıldırmaya çalışabilirler, anlamayabilirler hatta usandırmaya bile çalışabilirler. Derin bir nefes alın. ve benim gibi, bildiğinizi okuyun!
Hayat, uzun gözüküyor ama düşündüğümüzden çok daha kısa! Bunu unutmayın..!
Bon Appetit!
Hayatta herşey olabilir. Sizi yıldırmaya çalışabilirler, anlamayabilirler hatta usandırmaya bile çalışabilirler. Derin bir nefes alın. ve benim gibi, bildiğinizi okuyun!
Hayat, uzun gözüküyor ama düşündüğümüzden çok daha kısa! Bunu unutmayın..!
Bon Appetit!
1 Aralık 2010
Oyyy! Oyyy! Emine!
Evde daha önce denemem olan ve aynı Kırıntıda yediğiniz gibi bir ürün çıkan Mısır Ekmeğini, bu sefer has be has yöntemleriyle deneme kararı aldım sevgili okuyucularım! Hani kullandığım Mısır Unu bile Trabzon Mısır Unu oldu. Madem bir işe kalkıştım hakkını vermeliydim, değil mi ya?! :) Gitgide elimin alışmasıyla cicileri yapmamda kolaylaşıyor bu yolda tabi ki. Ki hala kendime ait reçetelerimin daha güzel olduğunu düşünmekte ısrar ediyorum. Mesela; bu yavrucağı, Mısır Ekmeği sevmeyen annem bile bayıla bayıla bu Karadenuz Uşağunu yedi. Oyyy.. Oyyy! Emine! ritmiyle yankılandı ev diyebilirim gönül rahatlığıyla. ağızda dağılan bir yapısı var ve hafif pürüzlü bir dokusu.. Normalde herkesin seveceği bir cici değil kabul ediyorum. Kendine has bir ağırlığı var çocuğun. Napalım yani?! Sizin yok mu sanki?! :) "Yine yaptın kızım, aferinnn" dedim kendime fırından çıktığında. Ehhh! Ne de olsa artık olup olmadığını çok rahatlıkla anlıyorum. Profesyonel hayata geçiş böyle bir şey olsa gerek dostlar! :) Son zamanlarda aklımda milyon şey var! :/ Mesela, ayıptır söylemesi eşşek gibi ders çalışıp başarıyla okulu bitirmek ki bunu takipçilerim çok iyi biliyordur. Ayrıca; okul bittikten sonra neler yapacağım hakkında kafamı bir sürü arıcık kemirecek derecede düşünüyor olmam. "Durrr daha be yavrum!" diyeceksiniz biliyorum ama eğer sizde benim gibi bütün hayatınızı geride bırakıp, herşeye sıfırdan ve bu yaşta başladıysanız gerisini düşünmekte gerekiyor tabi ki. Tamam! Kabul! Maceralar güzeldir ama kocaman gelecek yollarında da daha genç yaşlardaki sorumsuzluğumu taşıyamam, değil mi? Birde benimki kadar büyük hayalleriniz varsa ve geleceğe karşı sabırsızlanıyorsanız, kolları sıvamanın vaktidir eyyy ahaliiiiii! Eninde sonunda hiçbir şey bize altın tepsiyle sunulmuyor! Keşke sunulsa yani ama napalım.. 2.ci B noktama hızlı adımlarla ilerlerken bazen demorolize oluyorum. İnsan formunda yaşamanın elde olmayan sonuçlarından biri bu olsa gerek! Çoğu arkadaşım bana Pollyanna dese de ben optimist düşüncelerime sıkıca tutunmuş durumdayım. İnatçıyımmm! :) Arnavut damarı işte! :) Eninde sonunda hayallerin gerçekleşebildiğini burada, sizin şahitliğinizle, gördük! Karamsarlığa düştüğüm zaman aklımda fısır fısır bir sürü soru yankılanıyor. O zamanlarda kendi kendime; "Mucizeler Mümkündür!" diyorum durmadan. Hatta kendi sesimi duyamayana kadar! Hayatta belki sizin bile fark etmediğiniz bir sürü mucize başınıza geliyor. Olay aslında onları fark edebilmek! Görebilmek ve şükredebilmek! Ben görüyorum ve şükrediyorum. Hemde her gün ve her sabah kalktığımda..
Hadi.. Bir düşünün.. Mutlaka sizinde başınıza bir mucize gelmiştir. Yarın kalkın ve şükredin..
Bon Appetit!
Hadi.. Bir düşünün.. Mutlaka sizinde başınıza bir mucize gelmiştir. Yarın kalkın ve şükredin..
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Mısır Ekmeği,
Mısır Unu
29 Kasım 2010
Ama Daha Paskalya Gelmedi ki?!
Kararlıyım bu Paskalya çok güzel geçecek! Çöreklerim ve rengarenk yumurtalarımla etrafı donatacağım! Ayyy.. Şimdiden heyecanlandım bak! :)
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Bayram,
Mahlep,
Mayalı Hamur,
Paskalya Çöreği,
Un
No Parle Italiano, si?!
Bütün gün okulda bir sürü cici yapıp, yorgunluğa kendini teslim ettikten sonra insanda pek zeval kalmıyor sevgili okuyucularım. Yine de ben geçenlerde uyku düzensizliğini bir kenara bırakıp Foccacia yapmaya karar verdim. Mezzaluna ve Kitchenette yemek öncesi önünüze sunulan o minik italyan ekmekçikleri var ya, işte bu hanım kızımız bu! :) Stand Mikserime malzemeleri koydum. İçinde Zeytinyağ, Zeytin, Kuru Domates, Un, Tuz, Su ve Maya bulunuyor. Bütün ürünler karıştıktan sonra yağlanmış kaba döküyorsunuz. Mayalı olduğu için yavrucak, biraz beklemesi ve pofişleşmesi gerekiyor. Dikkat edin acaipte kabarmasın! Ki ben böyle bir hata yaptım! ( Eninde sonunda bende insanım) İstediğimden biraz daha kabarık oldu. Zaten fırında pişerken de şişiyor kendisi. Yapımı meşakatli ve zor değil. Bütün malzemeyi karıştırıyorsunuz, o kadar! :) Güzelce piştikten sonra fırından çıkarıyorsunuz ve üzerine güzelce Zeytinyağı sürüyorsunuz. Şahsen, Alaçatıdan aldığım karışımlı Zeytinyağını sürdüm. Ohhhh misssss..! Hele o mutfağın kokması yok mu?! Kendinizden mi geçiceksiniz yoksa insanları mı geçirteceksiniz gibi bir şaşkın karmaşa oluyor! :) Aslına bakılırsa hala yeni evin mutfak olayına pek alışabilmiş değilim. Ne, nerde, nasıl? yada "Aaannnneeeeeee Kuru Domateslerrrrr nerdeydiiiiiii?" diye çığlıkımsı bir serzenişle yankılanan beynim, bazen patlayacakmış gibi oluyor, itiraf ediyorum! :) İtalyan hanım kızımız piştikten sonra ise, akşam yemeğinde benim tombiş anne ve babam tarafından höpürdete höpürte mideye indirildi. Yani şu anda daimi rejimlerimden birinde olmasam, nasıl hiç üşemeden mutfağa gidip yaparım, belli değil!!
Ben en iyisi bir yemek yiyeyim, değil mi sevgili okuyucularım? :)
Bon Appetit!
Ben en iyisi bir yemek yiyeyim, değil mi sevgili okuyucularım? :)
Bon Appetit!
22 Kasım 2010
Je MaPalle "Croissant"
Ahh.. Ne güzeldir Fransa.. Şimdi olsa da gitsek moduyla daha yeni hiç dönmek istemeyeceğim Sapancada Bayramını geçirmiş bir vatandaş olarak çoktan fıkırdamaya başlamış olabilirim. Artık hepinizin öğrendiği gibi fransız özentisi olarak kendilerinin yaptıkları her türlü şeye de bir o kadar hayranlık duyan biriyim. Özellikle ciciler tabi ki! :) Bunların başında her ne kadar Croissant olmasa da, yine de bir ısırık aldıktan sonra kendimi tutamayıp kalori bombardımanı içine girdiğimi itiraf etmem gerekiyor sevgili okuyucularım. İçinde diğer malzemelere oranla en çok Yağ barındırıyor bu Laminalı Hamurlar ( Puff Pastry) katagorisindeki arkadaşcığımız. Yapımı ise bayağı meşakatli! Ki ben okulda öğrendiğimi evde ilk defa denediğim için biraz uzun sürdü yapım aşaması tabi. "Bin Yaprak" olarakta adlandırılan bu hamur çeşiti minimum 200 derecede pişiyor. Millefeuille Hamuruyla arasındaki fark ise, Croissant da maya kullanılıyor olması. Hamur yoğurmaları aynı fakat içerikte sadece küçük bir fark oluyor anlayacağınız. İçerik ise şöyle; Un, Su Tuz, Yumurta, Maya, Şeker ve Alba Margarin. Margarin dışındaki bütün malzemeleri koyup elde veya StandMikserinizde yoğuruyorsunuz. Ardından yavrucağı mayalandırıyorsunuz bir süre. Açmaya sıra gelincede Packing Method denilen yöntemle bir güzel tezgahta açıyorsunuz. Aslında bir sürü açma tekniği var ama benimde tercih ettiklerimden biri bu! :) Ne demek şimdi bu diyorsunuz biliyorum. Anlatayım hemen! :) Yuvarlak hamurunuzun ortasına ARTI (+) şekli kesiyorsunuz 0.5 cm kadar. Öyle mayalandırıyorsunuz. Daha sonra 4 aöılan kenarı iyice açıp ortasına kütle halindeki yağcığımızı koyup kenarları üstüne kapatıyorsunuz. Üstüne de oklvayla açmak kalıyor. İyice açtığınız hamuru ise Kitap Katlama tekniği ile katlayıp buzdolabında çocuğu dinlendiriyorsunuz. Bu işlem minimum 4 kere yapılıyor. Hamurun içindeki yağ pişerken katmanların birbirinden ayrılmasını sağlıyor. Oda hani yediğinizde ağzınızda dağılan o hi var ya, işte tam onu sağlıyor. Dikkat etmeniz gereken en önemli nokta ise; hamurun ve yağın aynı sıcaklıkta olması sevgili okuyucularım. Hamurunuz mis gibi olduktan sonra ise, kare veya üçgen şeklinde kesip derin dondurucaya atabilirsiniz. Böylelikle misafir geldiğinde rahatlıkla çıkartıp hemencicik kafayı yedirten Croissantlarınızı ikram edebilirsiniz. Çok havalı değil mi?! :))) Hiç de sevmemmm!! :)))
Şimdi oturup perşembe günü olacak Midterm ve Pratik sınavıma çalışmam gerekiyooooorrrrrrr!!!
Hmmppfhhhhhh...
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Alba Margarin,
Croissant,
Laminalı Hamur,
Milföy Hamuru,
Un
15 Kasım 2010
Pompei Misali Bir Beyefendi
Şenlik ve cümbüş içinde geçen bir haftasonu, insanda biraz yorgunluk yaratıyor elbet fakat yıldırıyor mu? Tabi ki hayııııırrrrrr!!! :) Cumartesi akşamı sevgili kuzenim Umut ve dünya tatlısı yengem İldem'in evine davetliydik. Ondan önce de durağımız; Bostancı-Lunapark'tı! Şimdiye kadar hayalini kurduğum bir şey sonunda gerçek oldu! Çocuklar gibi heyecanlı bir vaziyette, Lady GaGa gözlüklerimle, lunaparktan içeri girdik ve neye binsek napsak acaba diye düşünürken hemen girişte duran mancınık tarzındaki şey dikkatimizi çekti! Yani ne diye bindiksek artık!!!!! 0_o Hayatımda bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. Bungee Jumping falan var ya, hikayeeee bunun yanında!! İndiğimde ayaklarım tutmuyordu! Çığlık atmaktan boğazımdaki karıncalanmayı söylemiyorum bile! :) Herşey bir deneyim işte! :)) Korku dolu anlar yaşadıktan sonra güzelce Umutlara gittik. İlk önce yemek olarak Pizza yapmaya karar verdim. Ne de olsa Umut'a sözüm vardı. Ne zamandır başımın etini yiyordu çocuk. :) Ohhh missssss! :) Temel Pizza hamurunu yapması aslında çok kolay. Bütün malzemesi; Un, Zeytinyağı, Maya, Tuz ve Su! Ta Taaaaa! Hamur güzelce yoğrulur. Eller yumuş yumuş ve balçıkımsı olur. Bunları yaparken Sous Chefim , bizimkilerin küçük prenses kızları, Nehir de bana yardımcı oldu. :) Küçük hanım bayağı da hamarat görseniz.. :) Hamurlar yoğrulduktan sonra pompiş pompiş mayalandılar. 4 parçaya böldüğüm hanımlar şiştikten sonra gazları çıkartıldı ve şekilleri verildi. Olanaklarım, yeni evlerinde biraz sınırlı olduğu için az malzemeyle içini doldurduk tabi. Minik fırınımızda pişirmeye verdik. Normalde Pizzanın daha profesyönel fırınlarda pişmesi gerekiyor. Taş fırın olsa oyy oyyy' Ahhhhhh.. Teknoloji sen nelere kadirsin! I-pod yerine Gramafon'u tercih eden biri olarak biraz zor oluyor benim için tabi! :) Bu kadar yeterli miydi sizce? Nooo.. no.. nooooo! Üstüne içinden muazzam çikolata akan Çikolatalı Kekimi yaptım. Bu aslında çoğu restaurantta Sufle diye bize kakalamaya çalıştıkları bir tür tatlı. Çoğu yerde adı; Volcano olarakta dikte ediliyor. Şöyle söyleyeyim bayanlar ve beyler, aklınızı başınızdan alan küçük bir bey oluyor kendisi! :)) Bir kaşık aldınız mı? Yetmiyoooorrr! Hepsini bir çırpıda yiyesiniz geliyor! :) Tabi ben reçetedeki tariften biraz daha fazla Bitter Çikolata koyuyorum içine! :) Bu da aramızda sır kalsın! :)) Yaklaşık bir dakika içinde herkesin tabağı Çikolata lekeleriyle doluydu. Kekten geriye hiçbirşey kalmadı! :) Yeeeeyyy! Özellikle hanımlar, period dönemi için mükemmel bir tatlı!!!! :D Bu Pompei yanadağı kokan beyefendi, aynı Brownie mantığıyla yapılıyor aslında. Sufleyle alakası yok! Sufle, Creme Patisserie ( Pastacı Kreması) içeren bir yawrucak! :) Kekimizin yapım aşaması; Un, Şeker, yumurta sarıları, tam yumurtalar karıştırılıyor. Ardından erittiğimiz Tereyağ, Bitter Küvertürle harmanlanıp Un'lu ve Yumurtalı karışımımıza temperlenerek aktarılıyor. Offffffffff...!!! Dillere destan diyorum başka bir şey demiyorum size sevgili okuyucularım! :)) Sonuç ise çok fena! Sabah kalkıp tartıya çıktığınızda; tartıyla aranızda bir küfürleşme yaşıyorsunuz! Nitekim ben bunu, tam da bu sabah yaşadım! Ve üstüne kendimde sıkı yönetim ilan ettim!!! Ver elini Salata! Yani bir insan nasıl otla doyar anlamıyorum, inanın! Ne bu böyle?! Hani doyurmuyor da! "Aaaaa.. Ben gayet seviyorum salata yemeyi" diyenler var ya hani?! Yaaalaaannnnnnn!!! Var mı canım öyle bir şey?! Git sebze ye kardeşim yani! Öğlenleri zevk için salata yemekte ne demek?! Kimi kandırıyorsun bacım!! Ben, burda açlıktan duvarın boyasını yemeği düşünüyorum açıkçası! :) Hakkaten olabilir mi acaba?! 0_o
Bon appetit! :))
Bon appetit! :))
Yapışkanlar:
Bitter Çikolata,
Çikolatalı Kek,
Pastacı Kreması,
Sufle,
Tereyağ,
Un,
Volcano
8 Kasım 2010
Kendinizi Ateşe Atın!
![]() |
Pratik sınav I - Zeytinli Ekmek |
Herkesin çeşitli hayalleri var benim gibi. Herkes birşeylerin peşinde.. Ki bu bence inanılmaz! Bir yerden başlamak gerekiyor istediklerinizi gerçekleştirmek için. Unutmayın; "Başarı, doğal yanmanın bir sonucu değildir. Kendizi ateşe atmanız gerekir" demiş Arnold Glascow amca. Hadi bir yerleriniz yansın..Sonra ağlayın biraz ama şu üzerinde oturduğunuz çakıl taşlarının üstünden kalkma zamanı geldii hatta geçiyor bileee! Hop Hoppp! :)
Bon Appetit!
6 Ekim 2010
Yumurtanın Taze Olup Olmadığını Nasıl Anlarız?
1- Tuzlu suya koyun. Eğer batarsa tazedir, yüzeyde kalıyorsa bayattır. ( 500 ml suya yaklaşık 30 gr. su)
2- Yumurtayı sallayın. Eğer salladığınızda iç kısmının da sallandığını hissediyorsanız yumurtanız bayattır.
3- Yumurtayı kırdığınızda sarısı ve beyazı hemen dağılıyorsa yumurta bayattır.
4- Kokuyorsa..
2- Yumurtayı sallayın. Eğer salladığınızda iç kısmının da sallandığını hissediyorsanız yumurtanız bayattır.
3- Yumurtayı kırdığınızda sarısı ve beyazı hemen dağılıyorsa yumurta bayattır.
4- Kokuyorsa..
Yapışkanlar:
Yumurta
Şimdi Hiçbir Şey Aynı Kalmayacak!
Size sürünmek ve sefil olmak nasıl bir şey anlatayım sevgili okuyucularım. Her gece koltukta uyanamam düşüncesiyle iki büklüm yatıyorum. Sabah erkenden daha kargalar işlevlerini yerine getirememişken bir gözüm kapalı ötekisi de yarı açık bir vaziyette kalkıp okula gidiyorum. Üniformalar giyiniyor ve sıraya geçiliyor. Ne sırası diyeceksiniz şimdi, hemen söyleyeyim o zaman, tırnak, çorap ve kıyafet kontrolü yapılıyor! Hele ki tırnaklar biraz uzun olsun derse giremiyorsunuz ve böylelikle devamsızlık hakkınız olan toplam 24 saatinizden 1 saati gidiyor. Hoppaaa! Ehhh!! Kolay olduğunu kim söyledi değil mi? :) Hele hafta başında ilk mutfak dersine kaza yaptığım için 10 dakika geç gittiğimde Şeften büyük bir azar işitmemden bahsetmiyorum bile!!! Boynum önümde böyle ezik ezik! :) Bu hafta çıp çıp Bıçak Kesim Tekniklerini öğrendikten sonra Kurabiyelere geçtik! Biraz daha kol kası yapmam gerekiyor, bunu anlamış bulunmaktayım! Okuldaki en güzel şeylerden biri de, inanılmaz güzel insanlarla tanışıyor olmanız. Nitekim, bende öyle oldu! Pastacılık ekibi olarak bir erkek ve gerisinin tamamen kadın olduğunu düşünürsek çok eğlenceli bir ortam oluyor! İronik aslına bakarsanız. Bir yandan askeri kamp gibi bir eğitim alırken bir yandan gülüyorsunuz. İnanın bana her saniyesine değiyor. Mutfak sonrası üniformalar çıkıyor ve normal günlük kimliğimize bürünüyoruz. Ki ben yattığım gibi gidiyorum okula! :) Tek fark ayağımda pofidik terliklerim olmuyor! :) Çıkışta aşçı arkadaşlarımızı kurabiyelerimizle besliyoruz. :) İşin en kötü yanı; kilo almaya cicilerin teşvik etmesi. Yani o Parmesanlı Grissiniler veya Ginder Cookie'ler nasıl yenmez değil miiiiii? Bu akşam mesela, sırf bunun için, domates çorbası içtim. Korku sarmış dört bir yanımıııııı! :) İşin şakası bir yana, giriştiğim şu olay beni hayata bağlıyor. Kendime olan güvenim bile daha arttı diyebilirim size. Sizden gelen e-mailler de beni inanılmaz mutlu ediyor. Tek başıma başladığım bu yolda bana desteklerinizi gönderdiğiniz için müteşekkirim sevgili okuyucularım. Sadece bir istemekle başladığım bu yolda, sizlerin şahitliğinde ilerliyorum. Umarım sizde bende istediğimiz şeyleri elde ederiz. :) Sadece unutmayın, bazen çok zor olabilir. Ne yapıyorduk bu anlarda? Derin nefes alıp yolumuza devam ediyorduk. Eveeettt! :)
Bugünlerde taşınma telaşı içerisindeyim. Meğer ne kadar çok eşyam varmış! :) Kolile kolile bitmiyor keretalar! :)) Arabamı değiştirdim. Üstüne taşınıyorum! Mükemmel değişiklikler değil mi? Eğer hayatım stabil gitmeye başlıyorsa, içimde kıpır kıpır bir şeyler oynuyor ve herşeyi tamamen değiştiriyorum. Artık büyüdüğümü de göz önünde bulundurursak, herşey daha cesur ve içinde temkinli yapılıyor sanırm. Sizi cicilerimden uzak bıraktığımın farkındayım ama yeni eve alışana kadar bana bir süre müsade vermenizi isteyeceğim sizden sevgili okuyucularım. Herşey kolilerde çünkü!! :) Bazen herşeyin değişmesi için bir şey bekleriz. Küçük bir şey! Ben anladım ki, şöyle bir silkinip ayağa kalkılmayınca hiçbir şey değişmiyormuş! Bende ne yaptım? Herşeyi değiştirdim! Hemde bir anda! Hiç düşünmeden! :) Bazen o küçücük değişiklik için, ateşi sizin yakmanız gerekiyor. O zaman görüyorsunuz ki, yüzünüz gülüyor. Aynı benim gibi.. Değişim mi istiyorsunuz, her gün yaptığınız şeyleri yapmayın. Mesela, ilk önce yataktan sağ ayağınızı yere koyarak kalkıyorsanız, yarın sol ayağınızı yere koyun ve döngüyü değiştirin! Aaaaaaa! Sızlanmayınnnn.. Deneyin bakalım.. :)
Bon appetit
Bugünlerde taşınma telaşı içerisindeyim. Meğer ne kadar çok eşyam varmış! :) Kolile kolile bitmiyor keretalar! :)) Arabamı değiştirdim. Üstüne taşınıyorum! Mükemmel değişiklikler değil mi? Eğer hayatım stabil gitmeye başlıyorsa, içimde kıpır kıpır bir şeyler oynuyor ve herşeyi tamamen değiştiriyorum. Artık büyüdüğümü de göz önünde bulundurursak, herşey daha cesur ve içinde temkinli yapılıyor sanırm. Sizi cicilerimden uzak bıraktığımın farkındayım ama yeni eve alışana kadar bana bir süre müsade vermenizi isteyeceğim sizden sevgili okuyucularım. Herşey kolilerde çünkü!! :) Bazen herşeyin değişmesi için bir şey bekleriz. Küçük bir şey! Ben anladım ki, şöyle bir silkinip ayağa kalkılmayınca hiçbir şey değişmiyormuş! Bende ne yaptım? Herşeyi değiştirdim! Hemde bir anda! Hiç düşünmeden! :) Bazen o küçücük değişiklik için, ateşi sizin yakmanız gerekiyor. O zaman görüyorsunuz ki, yüzünüz gülüyor. Aynı benim gibi.. Değişim mi istiyorsunuz, her gün yaptığınız şeyleri yapmayın. Mesela, ilk önce yataktan sağ ayağınızı yere koyarak kalkıyorsanız, yarın sol ayağınızı yere koyun ve döngüyü değiştirin! Aaaaaaa! Sızlanmayınnnn.. Deneyin bakalım.. :)
Bon appetit
Yapışkanlar:
Ginder Cookie,
Grissini,
Kurabiye,
MSA
1 Ekim 2010
İnsan Bir Hayali İçin Kaç Hayalinden Vazgeçer?
Günlerim; Sabah yattığım koltuktan kalkıp kahvaltı etmeye çalışıp okula gidip, bütün dikkatimle dersleri dinleyip üstüne heyecandan ne yazacağımı şaşırdığım sınavlara girip, onunda üstüne eve gelip uyuyup ders gece yarısına kadar ders çalışarak geçiyor! Psikopatça mı? Kesinlikle sevgili okuyucularım!!! :) Normal olduğumu kim söyledi ki?! :) Ben ne zaman bu kadar hırslı oldum hatırlamıyorum bile aslında. İşin en komik yanı, okul hayatım boyunca uyuz olduğum bir öğrenci profiline bürünmemdir! "O nedir?" diyeceksiniz şimdi. Şöyle diyeyim size, hani 100 almayan ama 90 aldığında ağlayan tipler vardır ya! Hayatım boyunca anlayamamıştım bu tipteki arkadaşları ama gelin görün ki, sınavda bir hata yaptığımı görünce suratım düşüyor ve kahrediyorum hayatı kendime! :) Tamaaammmmm, biliyorum yazınca bana da komik geldi ama o anları görmeniz lazım. Serra'yı arayıp dünki sınavda bir tane hata yaptığımı ve 90 alacağımı ağlak bir sesle söylediğimde Serra kahkalara boğuldu!! Gülmeyinnn nolurrrr!!! :) "90" sayısını bir not olarak görmüyorum hele ki 8'li rakamlara kalbim dayanmaz herhalde! Mesela bugün "A la Carte Menü"yle boşluk doldurmalı alakalı bir soru gelmişti. Yani ne yapsam oraya bir şey yazamadım. Cümle kuramadım! Hale gel yani! Ne fiil, ne zarf, ne sıfat, ne de isim oraya oturmadı! :))) Oysa menü çeşitlerini çok iyi biliyorum. Ha inekler ha ben! Yakında sadece ot yersem ve mööölersem şaşırmayın sevgili okuyucularım. O soruyu yapamamak bana koydu tabi. Bende sorunun altına "A La Carte Menü" nün ne olduğunu yazdım. Hani boşluğu dolduramadım ya, bildiğimi bir şekilde belli edicem ya! :))) "Yenilmedim ayaktayım" mottosuyla hareket ettim diyebiliriz. :) Bugün ki dersimiz Tabak Sunumuydu. Okuldan çıkınca Starbucks'ta oturup kahvemi yudumlarken, evetttttt ders çalıştım!!!!! Teorik dersler bu hafta itibariyle bitti ve haftaya mutfağa giriyoruz! Nasıl heyecanlıyım bir bilseniz. O kokular ve hamurlar içinde kaybolmak istiyorum. Babam ve annemde bana süper bir süpriz yaptılar geçen gün. Hayalimin peşinden bu kadar azimle gitmemi destekleyerek, bunca zamandır delice istediğim ve her Esse'nin önünden geçtiğimde ağzımın suları akan KitchenAid Stand Mixer'ini bana hediye ettiler! Çılgına döndüm müü?? Offfffffff...! Hemde nasıl!!! Çocuklar gibi şendim! :)))) Zıpladım, hopladım hatta çığlıklar savurdum etrafa! :) Artık istediğim herşeyi yapabilirim!! Bana görgüsüz diyebilirsiniz ama insan istediği bir şeye kavuşunca bunu göklere bile yazası geliyor. Aynı aşık olduğunuzda önünüze çıkan herkese söylemek istediğiniz gibi. Düşünsenize harika bir duygu bu! Bu yolda bana destek olan ve hayallerini bir şekilde gerçekleştirmeye çalışan herkese binlerce kere teşekkür ediyorum!
İnsan bir hayali için kaç hayalinden vazgeçer?.. Ben hepsinden geçtim..
Bon Appetit!
İnsan bir hayali için kaç hayalinden vazgeçer?.. Ben hepsinden geçtim..
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Hamur İşi,
Menü,
MSA,
Serra,
Tabak Sunumu
27 Eylül 2010
Züchex Fuar'ında Bir Küçük Mutfak Faresi

Umarım, ekranın öteki ucunda herşey yolundadır. :)
Bon Appetit! :)
Yapışkanlar:
Elma Topları,
Fuar,
Havuçlu Kek,
Kek,
MSA,
Pate Brisee,
RainBow Cake,
Tantitoni
21 Eylül 2010
Let Them Eat CupCake!
Gecenin sonunda eve dönerken yaşadığım duygusal patlamadan bahsetmek bile istemiyorum sevgili okuyucularım. Ağlarken gülen, gülerken ağlayan bir mahlukat olduğum için aslında alışıla gelmiş bir durum bu! Gece koltukta yattım. Hani sabah uyanamazsam falan diye. :) İşimi garantiye alırım her zaman! İlk gün Hijyen ve Gıda Güvenliği ile başladı. Sınavımda fena değildi. Offff!! Neden bu kadar heyecanlı bir kişiliim ki??? :) Şimdi oturup ders çalışmam lazım. İnsanın sevdiği bir şeyi yapması ne garipmiş..
Bon Appetit!
16 Eylül 2010
Yapamazsın Diyenler, Yapanları Durduramadı!
Dün, orientasyon günü olduğu için erkenden kalktım. "Saat 14:00'te olduğu halde neden erken kalkıyorsun?" dediğinizi duyar gibiyim sevgili okuyucularım. Heyecanlı bir kişilik olduğum için içim kıpır kıpır halde yatakta döndüm durdum ne yapayım?! :) Kalkar kalkmaz giyindim. Saat yaklaşık 9:00'du sanırım. Sonra bekleme süreci inanın bana geçmek bilmedi. Alt tarafı orientasyon, biliyorum! İlk B noktama geldiğim için yani ilk hedefim gerçekleştiği için nasıl heyecanlıydım bir bilseniz! :) Okulun ilk gününü düşünemiyorum bile! :) Okulda şef bize, genel bir bilgi verdi. Nelerin yasak olduğunu ve nasıl giyinmemiz gerektiğini anlattı. Takılar yasak, makyaj yasak, oje yasak! Derste tezgaha yaslanmak yasak! Dar pantolon giymek yasak! Hijyen kuralları anlatıldı ardından da! :) Daha bir sürü şey tabi ki. :) Çalışacağımız yerleri gördük. Ardından da şef ceketlerimiz, önlüklerimiz, Victorinox pastacı bıçaklarımız ve pantolonumuz verildi. Ayyy! Çok güzellerrrr bebişlerim!!! :) Tamam, itiraf ediyorum, gece yatağımın ucuna koydum onları! :)))
Hayatımda ilk defa bir şeye karşı bu kadar hırslı ve istekli olduğumu görüyorum. Bana belki kızacaklar, yanlış yaptığımı söyleyecekler. Düşe kalka öğreneceğim herşeyi. Bende hepiniz gibiyim.. İnsanım! Bir derim bir kemiğim var! Aslında çok sıradan biriyim. Klasik kızlar gibi ağlarım, zırlarım, trip atarım ve ayakkabı hastalığım var! :) Theodore Roosevelt demiş ki, "Geçerli olan, güçlü olanın tökezlemesine yol açan ya da bir işi yapanın, yaptığı işi nasıl daha iyi yapabileceğine dikkatleri çeken eleştirmenin gücü değildir. Kazançlı çıkan, gerçekten de arenaya çıkabilen, yüzü ter ve tozdan çamura dönüşen, yiğitçe dövüşen, hata yapmadan hiçbir yere ulaşamayacağını bildiği için hata yapıp tekrar ayağa kalkan, kendini yaptığı işe adayan, inandığı şeye baş koyan adamdır. Kazançlı çıkan; sonuçta başarılı olursa yaşayacağı zafer duygusunun tadını, ama başarısızlığa uğrarsa yerinin, ne zaferin ne de yenilginin ne olduğunu bilmeyen korkaklardan farklı bir yer olduğunu bilen adamdır."
İnsanın kurduğu bir hayali gerçekleştirmesi zor olabilir. Elleriniz kanar bazen ya da ayaklarınız acır. Benim gibi saatlerce hatta uykularınızı kaçıracak şekilde düşünürsünüz nasıl olacağını belki de. Hiç vazgememek lazım. Çok iyi hatırlıyorum yaklaşık bir sene önce, croissant yapımını izledikten sonra bu işe girişmek istemiştim. O zamanlar aklımda, yok çini yapma eğitimi alayım yok bilmem ne vardı. Kararsızlığın daniskasıydım yani. Saatlerce çene yorduk. Sanırım hayatım boyunca unutmayacağım anlardan birisidir. Maçka Parkından hava-i fişeklerin yükselmesi gibiydi. O gün, içimde bu iş filizlenmeye başlamıştı. Şimdi burdayım. Eğer ben yapabiliyorsam, siz neden yapamayasınız? Ben mutant değilim ya da özel güçleri olan biri hatta trilyoner hiç değilim! Hayalinizi gerçekleştirmek için bunların hiçbirine aslında ihtiyacınız yok! İnanmanız yeterli, sonra istediğiniz şeyler bir şekilde önünüze seriliveriyor. Unutmayın, Nazım Hikmet'in dediği gibi; "Hayatı ıskalama lüksünüz yok!". Benim amacım, burada kimseye hava atmak veya böbürlenmek değil. Amacım, olamayacak gözüken bir hayalin, gerçekleşebildiğini size sunmak! Bunları sunarken de neler yaşadığımı, ne zorluklar - şapsallıklar çektiğimi ve komik hikayeler silsilesi ile anlatıyorum. Biliyorum, seçtiğim yol, kolay bir yol değil. Fakat ben dimdik duracağım ve hayalimin peşinden gideceğim! Artık, ilk B noktayım! Şimdi sıra ikinci B noktamı belirlemeye geldi. İkinci B noktam okuldan birincilikle mezun olmak! Varımı yoğumu verip ders çalışacağım ve en iyisi olmak için elimden geleni yapacağım! İkinci noktama odaklanmak zorundayım şimdi. Umarım bir gün çok iyi bir şef olabilirim. Diyorum ya, neden olmasın? :)
Bon Appetit! :)
13 Eylül 2010
Ahh! Parmesan kokan Çubuklar!!
Bu arada, yarın okulun orientasyon günü var! Ayyy! Onun için bile nasıl heyecanlıyım bir bilseniz! Yolculuk başlıyor benim için..
Bon Appettit!
Yapışkanlar:
Pate Brisee,
Permesan Peyniri,
Poğaca
Rainbow Cake Vol.3
Okulun açılmasına bir hafta kaldı. Şimdiden uykularım kaçıyor heyecandan. Hatta bu salı günü orientasyon var. Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim. Farkındaysanız, ilk B noktama gelmiş bulunuyorum! Ha ha! Olmaz diyenler nolduuuuuuu???!!!! :) Eğer isterseniz, yapılamayacak ve olmayacak şey yoktur! Bazen bende inancımı yitirebiliyorum. Bakmayın devamlı sarkastik konuştuğuma ve güldüğüme! Derin bir nefes alıyorum ve baştan başlıyorum. En baştan hemde.. Görüyorsunuz ya, bir hayal gerçekleşiyor. Neden sizinki de olmasın?.. 7 aydır canla başla ilk hayalimi gerçekleştirmek için çabalıyorum hatta çoğu zaman kafayı bile yiyorum diyebiliriz. Neden biliyor musunuz? Mutlu olmak için.. Evet! Doğru duydunuz, mutlu olmak için dedim sevgili okuyucularım. Sadece bir hayal kurup, bunu amaç edinip, hiçbir şey yapmadan olmaz! Hayat, kimi zaman çok kısa kimi zaman çok uzun gelir. Dolambaçlı yollardan geçeriz. Eğer onlarda, bende bir hayali gerçekleştirebiliyorsak, neden siz bunu yapamayasınız? Neden? Bir zamanda başlamalı, bir yerde başlamalı, şimdiden daha iyi bir zaman yok! Hadi kalkın şu bilgisayarın karşısından ve kendinize söyleyin! "Mucizeler mümkündür!"
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Cream Cheese Frosting,
Damla Çikolata,
Krem Peynir,
Pandispanya,
Pasta,
Pudra şekeri,
RainBow Cake,
Serra
11 Eylül 2010
Bugün Bayram! Erken Kalkın Çocuklar!
Offfff.. Canım çekti gece gece.. :) Diyet mi? Kim? Ne? Ben miii?? :)
Herkese İyi, Mutlu ve Bol Bol Cicili Bayramlar!!!
Bon Appetit!
9 Eylül 2010
Kanadalı Hatun & İtalyan Beyefendi
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Akçaağaç Şurubu,
Biscotti,
Esmer Şeker,
Peksimet,
Tereyağ,
Un,
Vanilya Esansı
6 Eylül 2010
Mini Mini Çocuklar! Hani-mişşşş!!!!
Siparişlerin teslim edilmesinin üstüne gidip deli danalar gibi yemek yedik mi? Yedik tabi ki!!! :))) Sonrasında gelen doymuşluğun verdiği o gurul gurul sesi sanırım hiçbir zaman unutmayacağım! Şimdi izninizle, mutfağa gidip son deneyim kurabiyeleri dinlendikleri buzdolabından çıkarıp şekil vermem ve fırında pişirmem gerekiyoooooor!
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Brownie,
Kanape,
Kurabiye,
Milföy Hamuru,
Pate Brisee,
Serra,
Tartalet
28 Ağustos 2010
Bu Kadın Neden Ağlıyor Anne?!
İnsanın canı gece gece tatlı çeker mi yahu? Kadın olmak çok zor kardeşim! :) Ehh! Bu kadın neden ağlamasın anneeee? :))
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Boşnak Tatlısı,
Ceviz,
Çikolata Sosu,
Hindistan Cevizi,
Mısır Nişastası,
Serra,
Su Muhallebisi,
Süt,
Şervet,
Tarçın,
Un
26 Ağustos 2010
Ben mi? Nasıl Yani Yaa? Neee? Hadi Canım!!
Eğer blogumu okuyorsanız, benim için şafak 26 olduğunu mutlaka biliyorsunuzdur sevgili okuyucularım. Geriye sayım; okulumun başlamasıyla bitiyor! :) Ahhh! Bu nasıl bir heyecandır ve nasıl bir cümbüştür? Hatta şenlik edasıyla pır pır eden yüreğim nasıl dizginlenir bilemiyorum! :) Eğer yolunu biliyorsanız, lütfen benim gibi heyecanlı bir kişiliğe bunu açıklamaya çalışın! :) Bu blogu yazmaya başladığımdan beri birkaç ay geçti ve ben gün geçtikçe B noktama yaklaşıyorum! Evet! Sizde buna şahit oluyorsunuz! Düşüncelerin somutlaştığının küçük bir kanıtıyım ben! Bu işe başladığımda benimle alay eden çok kişi oldu. Nasıl olur da bir kişi, bir hayalini hiçbir şeye dayanmayarak yapabilirdi değil mi? İsteyerek ve inanarak, nasıl bir şeyi elde edebileceğimi anlayamadı çoğu kişi. Ben bu işe başladığımda, öyle sandığınız gibi bilgim ve ya pratiğim yoktu. Didindim, uğraştım, panikledim, çılgınlar gibi çalıştım ve tabi ki her kadın gibi sızlandım! Offf.. Hemde nasıl! :) Fakat bir an olsun bile yapamayacağıma inanmadım! Bir an bile.. Herşey yetenek ve çok çalışmakta gizliydi sadece.. Amacımı tekrar hatırlatmam gerekiyorsa, ben bir hayal kurdum ve bunun olabileceğine inandım! Elimde ne param vardı ne imkanım! Çalıştığı iş yeri kapatılmış ve ortada kalmış biriydim. Abuk subuk işler yaptım. Bakmayın, kolay şeylerden bahsetmiyorum. Ağladığım çok zaman oldu. Ben ne yaptım? Hayalimin peşinden gittim. Kolay oldu mu? Kesinlikle hayır!!! Milyon tane beni gaza getirici kitap okudum. Dedim size, pek hırslı bir insan değilimdir. Ailemin ve arkadaşlarımın tam zamanlı bir iş bulmam için yaptıkları psikolojik baskılara kaplan gibi sert bir şekilde karşı çıktım. Elimde koskocaman bir HİÇ ile başladım küçük serüvenime! Salonumda duran kara tahta da hala "Mucizeler mümkündür!" yazıyor mesela. Her gece yatmadan önce ona bakıp gülümsüyorum. Hayatın bütün karamsarlığına rağmen optimistik düşünce yapımı hiç bozmadım. Her gün hayalime bir adım daha yaklaşacağımı biliyordum. Gün geçtikçe daha başarılı oldum. Başarılı oldukça siparişler gelmeye başladı. Duyuldukça duyruldu daha çok sipariş aldım. Sonunda okulun önkayıt parasını biriktirmiştim! Diyorum size sevgili okuyucularım, elimde bir kuruş bile yoktu! O kadar parayı nasıl ödeyecektim! Ardından daha çok sipariş ve tatammmm!!!! Hadi mucizelere inanmayın bakalım! Eh! Örneğim işte! Bundan daha iyi kanıt olur mu?! :) 20 Eylül itibariyle Mutfak Sanatları Akedemisi, Uluslararası Profesyonel Pastacılık ve Ekmekçilik Eğitimi (MSA) öğrencisiyim! İlk B noktam tamamlanıyor. Herşeyden önce bunun için heyecanlıyım! O yol bir şekilde açılıyor sevgili okuyucularım. Siz bile şaşırıyorsunuz..
Çoğu arkadaşım, çeşitli kurslara gidip Butik Pastacı oldu. Ya kendi dükkanlarını açtılar ya da bir yere girip çalışmaya başladılar bile. İnanmayacaksınız, son zamanlarda duyduğum herkes pastacı!!! Babam bana, ben kendi dükkanımı açana kadar çoktan herkesin açacağını söyledi bu akşam. :) Sizde böyle bir durumda kalsaydınız ne yapardınız? Eskiden olsa ben, sinirlenip hayata küserdim! Oysa simdi, hepsini gönülden tebrik ediyorum! Hatta gurur duyuyorum! !Özellikle Semacığımı gönülden tebrik ediyorum! Beyaz Fırında çok başarılı işler çıkartıyor. Herkes istediği ve sevdiği şeyi yapıyor. Bundan daha güzel ne olsun! Herkesin yolu farklı sevgili okuyucularım ve herkes ne iş olursa olsun, kendi nasibini yiyiyor! Nitekim bende öyle olacağım. Kendime daha değişik bir proses belirledim. Okuldan mezun oldum, hemen bir yer açayım gibi bir düşüncem yok! Herşeyden önce mutfaklarda pişip Pastry şef olmam gerekiyor! Gerekiyorsa, ayaklarım kanasın yorgunluktan! Benim baş koyduğum yol bu! Nokta! Tamam..Tamamm.. Bazen panikliyorum!! İnsanım yani! Daha mutant olmadım! :)) Nasıl olacak? Ne yapacağım? gibi düşünce öbekleri beynimde yankılanıyor! Ne yapıyorum biliyor musunuz? Kendime güzel bir Türk Kahvesi yapıp güzel bir müzik açıyorum. Gözlerimi kapatıp gülümsüyorum. Marie Curie teyze ne demiş: "Korkulacak hiçbir şey yoktur. Anlaşılması gereken şeyler vardır!" Olay sadece, her B noktasına geldiğinizde yeni bir B noktası belirlemek. Sonra bırakın kendinizi ve olayların oluşmasına izin verin. Eğer ben hayalimi gerçekleştirebiliyorsam, siz neden yapamayasanız?! Hadi söyleyin, hala mucizelere inanmıyor musunuz? Hala mı??!!
Bon Appetit!
Çoğu arkadaşım, çeşitli kurslara gidip Butik Pastacı oldu. Ya kendi dükkanlarını açtılar ya da bir yere girip çalışmaya başladılar bile. İnanmayacaksınız, son zamanlarda duyduğum herkes pastacı!!! Babam bana, ben kendi dükkanımı açana kadar çoktan herkesin açacağını söyledi bu akşam. :) Sizde böyle bir durumda kalsaydınız ne yapardınız? Eskiden olsa ben, sinirlenip hayata küserdim! Oysa simdi, hepsini gönülden tebrik ediyorum! Hatta gurur duyuyorum! !Özellikle Semacığımı gönülden tebrik ediyorum! Beyaz Fırında çok başarılı işler çıkartıyor. Herkes istediği ve sevdiği şeyi yapıyor. Bundan daha güzel ne olsun! Herkesin yolu farklı sevgili okuyucularım ve herkes ne iş olursa olsun, kendi nasibini yiyiyor! Nitekim bende öyle olacağım. Kendime daha değişik bir proses belirledim. Okuldan mezun oldum, hemen bir yer açayım gibi bir düşüncem yok! Herşeyden önce mutfaklarda pişip Pastry şef olmam gerekiyor! Gerekiyorsa, ayaklarım kanasın yorgunluktan! Benim baş koyduğum yol bu! Nokta! Tamam..Tamamm.. Bazen panikliyorum!! İnsanım yani! Daha mutant olmadım! :)) Nasıl olacak? Ne yapacağım? gibi düşünce öbekleri beynimde yankılanıyor! Ne yapıyorum biliyor musunuz? Kendime güzel bir Türk Kahvesi yapıp güzel bir müzik açıyorum. Gözlerimi kapatıp gülümsüyorum. Marie Curie teyze ne demiş: "Korkulacak hiçbir şey yoktur. Anlaşılması gereken şeyler vardır!" Olay sadece, her B noktasına geldiğinizde yeni bir B noktası belirlemek. Sonra bırakın kendinizi ve olayların oluşmasına izin verin. Eğer ben hayalimi gerçekleştirebiliyorsam, siz neden yapamayasanız?! Hadi söyleyin, hala mucizelere inanmıyor musunuz? Hala mı??!!
Bon Appetit!
23 Ağustos 2010
Bir "Cathering" Hikayesi
Mutfaktaki kirli yığınını toplarken, her zamanki gibi müthiş sakarlığımla kafamı ahşap rafın köşesine vurdum mu? Vurdum!!! Çığlıklarrrr, göz yaşı fırlamaları ve kesik çığlıklar eşliğinde mükemmel bir senfoni orkestrası edasındaydım! :)))
Slogan yarışmasında birinci olan slogana kadar Bon Appetit! yazmaya devam edeceğim sevgili okuyucular.. Şimdi gidip 1 saat yürüyüş yapmam lazım. Okula az kaldı ve form tutmam lazım! Onca saat ayakta kalıcam yahu! Hmmppfhhhh.. :/
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Cathering,
Elma Topları,
Fındık,
Kanape,
Kurabiye,
Milföy Hamuru,
Şekilli Kurabiye,
Tartalet
Sızlanmak Normaldir!!!
Havaya endeksli yaşayan biri olarak, geçen akşam arkadaşlarımızla Yeşilköyde gittiğimiz bir Balıkçı sonrası dehşet bir vicdan azabı duydum! Neden mi? Sizinde fark ettiğiniz gibi bir süredir öyle kendimi tatmin edecek ciciler yapmadım ve bu beni inanılmaz rahatsız etti. Tabi dilime de vurdu! :) "Bir şeyler yapmalıyım!" diye sızlanan ve suratı asılan bir kız oldum çıktım! Tamammm, bende her kız gibi sızlanıyorum! Ne de olsa DNA'larımda alışveriş manyaklığı, alınma ve olayların en ince ayrıntılarını irdeleme gibi etkenlerin var olduğunu düşünürsek, gayet normal değil mi?! :))) Sonuç: Sızlanmak normaldir!! :)) Onca homurdandıktan sonra eve gelip saatlerce yemek kitaplarımdan ders çalıştım, itiraf ediyorum! :) Malzemelere bakıldı ve neler neyle yapılıyormuş öğrenildi ve ertesi gün yapılacak cicilerin listesi çıkarıldı. Az kalsın, masamda kitapların arasında uyuya kalıyordum ki, yatağa yatmanın çok mantıklı bir karar olduğuna kanaat getirdim. Sabah uyanır uyanmaz da listemin en başındaki Mısır Ekmeğini yapmaya koyuldum! Oh La Laaaaa! :) Yaptığım Mısır Ekmeği, binlerce şükür ki, normalde gırtalağınıza oturan türden olmadı. Kırıntıda Scrambled Eggs'in yanına koyduklarının aynısı oldu! Bu durum, beni inanılmaz mutlu etti sevgili okuyucularım. Sadece, bir daha ki sefer yaptığımda şekerini biraz daha az koymam gerekiyor! :) Sabah kahvaltısında ağızları sulandıracak türden oldu, üstüme afiyet! :))) Her ne kadar babaaannem, mısır ekmeğinin böyle olmayacağını savunsa da, bence gayet güzel oldu! Ehh! Herkesin bir stili var değil mi? :) Mısır ekmeği, benim için yeterli mi sizce?! Non, non, noooo! :) Ekmecik soğurken, bende kıpraşmalarıma yenik düşüp kara kızım olan Brownie yaptım! Bu sefer, ortalığa biraz daha harmoni kattım ve içine Beyaz Damla Çikolata koydum! Voila!!! Brownie, konusunda git gide uzmanlaşmaya başladım diyebiliriz, aynı Turta ve CheeseCakelerde olduğu gibi! Şahaser mubarek! :) Vicdan azabının yarattğı bu gazla, ay'a bile giderim herhalde!! :))) Beni durdurabilene aşk olsun! :) Bitti mi sanıyorsunuz?! Yoookkkkkk! Biter mi hiççç?! :) Üstüne iyice gerilip Un Helvası olayına giriştim! Sizinde bildiğiniz gibi , ya da bilmiyorsanız artık bileceksiniz, Un Helvası konsepti biraz zor! Olay, tamamen kavurmayla ve bilekle alakalı. En azından annem öyle söylüyor ki anneler hep haklıdır, çoğu zaman biz bunu ısrarla reddetsekte! :) 15 dakika da olacağını düşündüğüm yavrucak, kavuruldukça kavuruldu ve yarım saat sonra, sonunda benim tam istediğim rengini aldı. Ohhhhhh..! O koku var ya size anlatamam yani!! :) Kavrulduktan sonra üstüne Su, Süt ve Şeker üçlüsüyle yapılan şerbetini döktüm. Çoğu kişi süt koymuyor ama bence sütle daha güzel! :) Kaşıkla da şekil verdikten sonra , süs olsun diye, üstüne biraz Tarçın serpiştirdim. %30 insanın Tarçın sevmediğini düşünürsek, fena bir risk değil! :) Tarçın, sevilmez mi ya?! :) Bugün, o cicilerde eser kaldı mı derseniz, bir lokma bile kalmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim sevgili okuyucularım! :)
İnsanın sevdiği ve hatta tutkunu olduğu bir şeyi yapması ne kadar güzel bir şeydir! Bazen, geçmişte yaptığım milyonlarca şeye bakıyorum da nefret ettiğim bir cümle olan "keşke"yi kullanmamaya çalışıyorum inanın! Eninde sonunda hayatımız boyunca yaşadığımız ve yaptığımız herşey, bizim şimdiki halimizi oluşturuyor! Onlar olmasaydı, şu anda biz olamazdık! Dr. Francisco Bucio demiş ki, " Hepimiz, yaşamımızda şu ya da bu biçimde engellerle karşılaşırız. Ancak derin bir tutkuyu motor gibi kullanırsanız yanlış geldiğiniz yoldan geri dönebilir ve düşlerinize giden yolda ilerleyebilirsiniz." Bunu bir düşünün..
Bon Appetit!
Yapışkanlar:
Brownie,
Damla Çikolata,
Mısır Ekmeği,
Süt,
Tarçın,
Un Helvası
wibiya
Bu sitede yayınlanan herşey © Copyright'ı Duygu Tuğcu'ya aittir.İçerik izinsiz kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.